26 Mayıs 2012 Cumartesi

Söz'e

Sözü küçümsedim. Harfleri, kelimeleri,cümleleri...
Yanlız ve yanlız duygudan ibaret sandım dünyayı.

Dili hep yabana attım.
Dilde değil gönülde aradım, gözde aradım.
Davranışta duruşta aradım gerçeği.
Sustum, sustum ve izledim.
Artık konuşmanı vakti geldiğinde ise kelimeler yabancı geldi, söylenmesi zorlaştı cümlelerin.
Bir dostu küstürmüş gibi uzaklaştılar benden, tutamadım..

Oysa ki insan isimle var oldu.
Dünyadaki varlığın bir kanıtıyken isim, isimlerin oluşturduğu cümleleri dilde söyleyemedim.

Sonra bir gün, o geldi.
Sözleri dile getirten, cümleleleri kulağa duydurtan duygu geldi.
Paylaşmanın güzelliği, ısığı ve çoşkusu önüme serildi.
Şaşırdım.
Dedim ya küçümsemiştim ben sözü.

Gönlünü aldım mı alamadım mı bilinmez ama
sonrası ben vazgeçemedim söylemekten.
Gidince gelen, bu sefer de susmak ağır geldi.

2 Mayıs 2012 Çarşamba

Salkım Söğüt

Ben Bahçedeki salkım söğüt ağacıyım. Paylaşılan veya paylaşılamayan her anının sahidiyim. Gözyaşlarıyla ve gülümsemelerle beslendim. Ve en çok mayıs aylarını sevdim. Yapraklarım en hevesli rüzgarları bu havalarda esti. Bu havalarda en olgun bahar kokularını hissetti. Bu havalarda gördü bir çınarın yıkılışını, bu havalarda sarıldı bir sarmaşığın gövdesine.

Yine komşu evdeki anne kızartması kokusu hüzünlendirdi beni.
Yine bir sazın teli titretti.
Ben gençcecik bedenlerin içindeki en saf sevgileri hissettim. Adı bazen aşk, bazen dostluk, bazen kıskançlık olan sevgilerin. Adını ne koyarsan koy bitmeyecek olanların olduğu yılları devirdim ben.

Ben yatsı ezanında insanın gönlünün aynasıydım. Bazısına uyku, bazısına heves, bazısına yük gibi geldim. Bazısı hiç görmedi bile beni, bazısı uzaktan izledi. Kulun toprağına her dokunuşunda yerin sallanışı ile oynadı köklerim.

Ben duvara sarılan sarmaşıkların kokusuyla kendimden geçtim. Kışları ölesiye ağırlıktan korktum, yazları hafiflikten çoğaldım. Çıplak ayaklı çocukların asfaltı arşınlaşıyını, uçurtmaların rüzgarımdaki süzülüşünü gördüm. Bazen iki nefeslik kuşlar uyudu göğsümde, gün ışığıyla kaçıverdiler. Bazen uzun bir yolun gölgesi oldum bir yudum su içtiren. Bazen uyuyakaldılar, bazen uyumak istediler, bazen de uyurmuş gibi yaptılar dallarımın altında.

Bazen huzur oldum, bazen çelimsiz bir gövde. Bazen kaşındılar beni görünce, bazen yoruldular. Bazen tedirliğini arttırdım, kışa dönen mevsimlerin. bazen gözündeki ışık oldum vazgeçilmez baharların.

Dedim ya Ben Bahçedeki salkım söğüt ağacıyım. Gövdemden uzaklaştıkça daha da çok sallanır dallarım. En ufak bir esintiden etkilenir; bir kelebeğe rüzgar, bir buluta yol, bir uçurtmanın destekçisi olurum. Ama sırtıma dayanan illa ki dinlenir bi soluk da olsa...