19 Nisan 2009 Pazar

Sen Benim Hiçbirşeyimsin






Sen Benim Hiçbir Şeyimsin


Sen benim hiçbir şeyimsin
Yazdıklarımdan çok daha az
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Lüzumundan fazla beyaz
Sen benim hiçbir şeyimsin
Varlığın yokluğun anlaşılmaz

Galiba eski liman üzerindesin
Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
Dudaklarınla cama çizdiğin
En fazla sonbahar otellerinde
Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
Yalnızlığı öldüresiye çirkin
Sabaha karşı öldüresiye korkak
Kulağı çabucak telefon zillerinde

Sen benim hiçbir şeyimsin
Hiçbir sevişmek yaşamışlığım
Henüz boş bir roman sahifesinde
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Ne çok çığlıkların silemediği
Zaten yok bir tren penceresinde

Sen benim hiçbir şeyimsin
Yabancı bir şarkı gibi yarım
Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Uykumun arasında çağırdığım
Çocukluk sesimle ağlayarak

Sen benim HİÇBİRŞEYİMSİN
                                                                                      

    Attilâ İlhan

10 Nisan 2009 Cuma

Nereye Gidiyorsun








Çocuk…
Sil yüzünden tüm yalanlarını bu şehrin.
Topla kalbini cadde cadde, sokak sokak…
Kazı ayak izlerini birer birer gri kaldırımlarından…
Bakma yüzlerine hiç…
Görme onları…
Çocuk bu kez ağlama…
Bu kez git.

Gölgeni, ismini sil yavaş yavaş…
Giderken bu kentten tükür yüzüne yalnızlığının…
Kalbini, kendini sök yavaş yavaş…
Giderken bu kentten sakın ağlama sus…

Unut!
Ne yaptı sana!
Unut!
Ne söyledi!
Unut!
Ne varsa vazgeçtiğin…

Yüzünde korkularla…
İçinde çığlıklarla…
Kalbinde simsiyahlar…
Nereye gidiyorsun?

Hep bu şarkılarla…
Kıymetsiz dualarla…
Utanmaz bir yağmurla…
Nereye gidiyorsun?

Yolları, duvarları geç yavaş yavaş…
Giderken bu kentten bir piç gibi bırak yalnızlığını…
Ve o siyah saçlarını kes yavaş yavaş…
Giderken, terk ederken savur yüzüne yalnızlığının…

Ve unut ne yaptı sana!
Unut neler anlattı!
Unut ne varsa vazgeçtiğin!

Yüzünde korkularla…
İçinde çığlıklarla…
Kalbinde simsiyahlar…
Nereye gidiyorsun?

Hep bu şarkılarla…
Kıymetsiz dualarla…
Utanmaz bir yağmurla…
Nereye gidiyorsun?

Yüzünde korkularla…
İçinde çığlıklarla…
Kalbinde simsiyahlar…
Nereye gidiyorsun?

Bu sahte baharlarla,
Kıymetsiz dualarla…
Utanmaz bir yağmurla…
Yine mi gidiyorsun?

Çocuk…
Her vedanın ardında bir bekleyeni vardır kimsenin bilmediği…
Ve her gözyaşının altında bir dua kimsenin duymadığı…
Çevir gökyüzüne başını…
Bakma arkana!
Daha sert basa basa, daha güçlü!
Anlat bu kara şehrin yollarına ak adımlarınla!
Gitmek yenilmek değil kazanmak da!
Gitmek gitmektir işte…
Hepsi bu.


cem adrian