22 Eylül 2008 Pazartesi

Kendine Benim İçin Gül Ver









Kendine Benim İçin Gül Ver

Korkma, sana aşkı öğretmeyen kendinin
ellerinden tut!
Çok ağrımış kendinin, siyah
ve ayaz kendinin.
Hep avuttuğum düşler için bana bir gül ver...

Bak, Palandöken dağlarında karlar erimiş,
teknelerle kol kola bir bahar sulara inmiş;
dağlar için, sular için bana bir gül ver.
Bir gül ver söküldüğüm günler için
-ve önce kendinin ellerinden tut.-

Kendimin ellerinden tutunca,
içimden nehirler gibi akmak geliyor;
yollara çıkmak, yolculuklara bakmak geliyor.
Geberesiye içip salaş meyhanelerde,
buralardan böyle ceketsiz kaçmak geliyor…

Tutunca kendimin ellerinden,
pusulasız gemilerde yatmak;
yaşlı ve şefkatli bir azizenin koynunda
sabaha dek kıpırtısız susmak geliyor…
Sevgilim, iyi insan, tutunca ellerimden,
ömrümün içinden akmak geliyor...

Korkma, sana aşkı öğretmeyen kendinin
ellerinden tut;
sonra bana aşkı öğretmeyen kendimin
ellerinden...

Bak, yıllarım sırılsıklam/ yağmurlar giymiş,
günlerin avlusuna yeni yeni çocuklar inmiş;
dağlar için, sular için bana bir gül ver.
Avuttuğum düşler için bana bir gül.
Bir
gül
pusulasız gemiler, sökülmüş günler için...

(Ben bütün yeşillerimi inatçı ayazlara çaldırdım;
sen kendinin ellerinden tut
ve kendine benim için bir gül ver.)

Kendine
bir
gül(ü) ver

Yılmaz Odabaşı

20 Eylül 2008 Cumartesi

Arayış




Arayış

En kısa ceza
Ömür-boyu olandır..
Kimse bilmediğinden.

Kim bilir;
Belki bir yalan'dır..
Kendiliğinden.

Bir korku'dur belki,
Saklanandır..
Çirkinliğinden.

Bir soru olsa gerek;
Sorulmadığındandır..
Birden.

Özdemir Asaf

15 Eylül 2008 Pazartesi

HATA NEDEN YAPILIR




HATA NEDEN YAPILIR

Hata, neden yapılır?
Kumdan, taştan, sudan.....
Hata, neden yapılır?
İhmalden, tembellikten, zordan....
Hata, neden yapılır?
Ne taştan ne de zordan...
Hata, en çok aşktan yapılır!.....
Hatayı yapana sorarsanız korkar,
Ya henüz yaptığının hata olduğunu anlamadığı için hala hatalıdır,
Ya da yaptığı hataları anlatmanın bile yeni bir hata olacağını düşünür her seferinde.
Aşka sorarsanız susar,
Bir deniz kıyısında, bir nehir kenarında, bir yağmur tanesinde....
Bana sorsanız anlatırım, yaşadığım Tufan´ın içinde, Aşkın ,
Gılgamış kadar eski destansı yükünü alıp omuzlarıma yürürken,
Karşılıklı bakışan evleri birbirine yakın, cılız yollu bir sokağın kendine serseri herhangi küçük taşlarından birine takılıverse ayağım,
Vura vura sürüklerim ayak ucumda, her gün yüzüme vurulan hatalarım gibi.
Kocaman bir gülümsemeye açılır yeryüzünün dudakları.
Bu ara sokaklar gibi arada kalırım.
Ayak uçlarımda yuvarlanır dünya.
Sonra bırakırım o masum küçük taşı, taşa kader yollu bu sokağın başında.
Tekrar yürürken,
Geride bıraktığım taştan öğrendiğim dayanıklılığı taşırım köşe başında dayandığım çınar ağacının omzuna.
Gölgesinde hatalarım dinlenir,
Gövdesinden uzanan dalların ellerini tutan yapraklar , yaşlı bir rüzgarla söylenir,
Ben dinlerim.
Sonra ben söylenirim.
Yaşım 17 idi, ben biliyorum derim.
Bu sırtımı yasladığım ağaçtan çok çok daha gençtim.
Bir bahar sabahı doğarken beraberimde getirdiğim baharlar yeni yeni bu kadar yakıyordu annemin gözü gibi baktığı canımı.
Acıyan içime acıyordum bu aydınlık içinde.
Şehrin ortasından ışıklar geçiyordu,
İnsanlar, çocuklar, kalabalıklar, hayatlar....
Hiçbirşey göremiyordum.
Ama biliyordum,
Böyle zamanlarda dünya , doğrunun kimsesizliğini evlat edinmiş büyük bir yalan gibi gelir insanın üstüne.
Derin yarlara tepeden bakan uçurumlarda çırpınan gönül üstüne.
O derin yarlara düşse dahi yara almayacak sevgi üstüne.
Seni bende bulan sen ,
Beni sende bulan ben üstüne...........
Böyle zamanlarda dünya, etrafındaki herkes gibi söz söyleyemez senin sözünün üstüne.
Aşkın iki ucu yırtık ceplerinde üst üste biriktirdiğin hatalar üstüne.
Ve böyle zamanlarda dünya seni affetmeye başlar, tövbelerin üstüne.
Yaptığının hata olduğunu anladığın anın üstüne.
Sonunda elbet sen de birşeyler söylersin buzlu yeşil gözlerinden pembe dudaklarına inen,
Her yeni gün ellerinden biraz daha kayıp giden,
Ama hiçbir zaman ateşe değen ellerini soğutamayacak o tanıdık buz tanesi üstüne,
Hayat üstüne.........
Ve dersin ki,
Ey hayat,
Alıp mürekkep dolu bir kalemi eline,
Bana satır satır nasihat yazmana gerek yok
Yaşarken, içimdeki bilgeden de öğrendim.
Yaptığına değse de, değmese de,
Hata en çok aşktan yapılır!........

Semra Öztürk